Işık hızının metre cinsinden karşılığı, saniyede 299.792.458 metre olarak veriliyor. Bu da, saniyede 300.000km’lik bir hıza denk geliyor.
Bundan da anlaşılabileceği benzer biçimde, ışığın kati bir hız sınırı var, sadece belirli koşullar altında bu sınır, bireysel ışık atımları için kırılabiliyor. Şimdiye kadar, ışık, atomik gazlar ve optik fiberler dahil olmak suretiyle ortamlarda hız sınırının üstünde hareket edecek şekilde hızlandırıldı. Kaliforniya Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı’ndan Clément Goyon ve ekibi ise, şimdi bir plazmadaki ışık hızının iyi mi ayarlanacağını ve ışığın büyüklük sırasına bakılırsa hız değişimini iyi mi yaratacağını gösteriyor. Izlenme, eylemsizlik – hapsetme – füzyon deneyleri üstündeki kontrolün iyileştirilmesine destek olabilir ve yüksek kuvvetli lazerler için plazma tabanlı optiklere olanak tanıyabilir.
Işık darbelerinin bir malzemeden geçmiş olduğu hız, ışığın bir boşlukta hareket etmiş olduğu c hızından büyük seviyede değişik olabiliyor. Grup hızı olarak adlandırılan bu hız, c’den daha yüksek yada daha düşük olarak karşımıza çıkabiliyor ve bir malzemenin içinde hareket ederken bir ışık darbesinin şeklinin iyi mi yayıldığını ve bozulduğunu etkiliyor.
Izlenme için Goyon ve meslektaşları, ilk olarak bir gaz jetini polarize bir lazer ışınıyla iyonize ederek bir hidrojen – helyum plazması oluşturdular. Hemen sonra plazmaya ikinci bir lazer ışını yönelttiler. İki ışının yollarının kesiştiği yerde, ikinci lazer darbesinin yatay bileşeni, plazmanın kırılma indisindeki bir değişikliğe cevap olarak yavaşlıyor. Bu yavaşlama, iki lazer ve plazma arasındaki etkileşimlerden geliyor.
İkinci lazer darbesinin yatay ve dikey bileşenleri arasındaki süre gecikmesini ölçen ekip, değişik hızlara haiz olduklarını gözlemledi. İki ışın arasındaki frekans farkını ayarlayarak, bu hızı 0.995c’den 0.12c ile – 0.34c arasına ayarlayabildiklerini fark ettiler. Bu da darbenin tepe noktasının c’den daha süratli gittiğini gösterdi.
Doğal ki bu yayınlanma, ışık hızının malum sınırının tam anlamıyla aşılmış olduğu anlamına gelmiyor. Fakat değişik ortamlarda ve değişik müdahalelerle, en azından ışığın manipüle edilmesi ile değişik sonuçlar elde edilebildiğini ortaya koyuyor.