DÜNYA

Bir Öğretmenin Uyguladığı Sansasyonel Üçüncü Dalga Deneyi

1967 senesinde California Palo Alto Lisesi’nde çalışan bir öğretmen, öğrencileriyle öyleki garip bir gözlem gerçekleştirmiş oldu ki bu gözlem, seneler sonrasında bile öğrencilerin akıllarında ibretlik bir ders olarak kaldı. Peki bu deneyin amacı neydi?

Tarih öğretmeni Ron Jones, Uygar Dünya Zamanı dersine giren ve 10. sınıfa giden 15-16 yaşlarındaki öğrencileriyle Nazi Almanyasını anlamlandırabilmek suretiyle bir gözlem yapmak istedi. Sadece bu gözlem belirli bir noktadan sonrasında çığrından çıktı ve gençlerin psikolojilerini bozmaya başladı. Hatta Jones, bu şekilde bir şeye öncülük etmiş olduğu için okuldan kovuldu.

Üstelik deneyin namı, Hollywood’a kadar yayıldı. 1981 yılında yapılmış ‘The Wave’ filmi, işte bu deneyin gerçek hikayesine dayanmakta. O süre gelin, sizleri daha çok merakta bırakmadan bu mevzunun detaylarına inelim. 

Aslen bu deneyin başlamasına sebep olan şey; bir öğrencinin, ”Naziler nasıl oluyor da insanlara çekici gelebiliyor? Örneğin Holokost olduğunda neden Alman halkı buna itiraz etmedi?” şeklinde bir sual sormasıydı.

Bunun üstüne Jones, suali cevaplamak yerine diktatör kılığına girerek öğrencilere direkt probleminin yanıtını deneyimletmek istedi. Deneyin ilk günü Jones, okula gelip sınıfı temizledi; sonrasında oldukça ciddi bir tavırla öğrencilerin sınıfa gelmelerini bekledi.

Öğretmen, normalde öğrencilerin devamsızlık yapmış olup yapmadıklarını takip etmeyen biriyken, aniden karakteri 180 aşama değişti.

Belgesel: Lesson Plan of The Third Wave (2010)

Öğrenciler, öğretmenlerini hal böyle olunca gördükleri ilk an doğal ki birazcık şaşırdı. Jones ise öğrencilerine başarının anahtarının ‘disiplin yöntemiyle güç’ elde etmek bulunduğunu söylemiş oldu.

Başlarına geleceklerden habersiz olan gençler, başta bu gözlem işini pek umursamıyorlardı. Bunun sebebi ise öğretmenlerinin karizmatik kişiliğiyle evvelden beri tüm okulda nam şalmış biri olmasıydı. Fakat karizmanın her daim pozitif bir anlamı ifade etmediğini hikayenin devamını okuduğunuzda siz de anlayacaksınız.

Bu deneyin üstünden oldukça süre geçtikten sonrasında; büyüyen öğrenciler, yaşadıkları bu garip deneyimi verdikleri röportajlarda söyledi. Örneğin Jones, deneye katılan ve bunu ciddiye alıp yaşam memat meselesi haline getirenlere A vereceğini beyan etti.

Palo Alto Lisesi

Gene deneye katılmış olup bu gözlem için yeterince emek harcamayanlara C vereceğini, deneye katılmayan ve deneyi sabote edebilecek hareketler yapanlara ise F vereceğini söylüyordu. Üstelik F alan öğrenciler, yıl süresince kütüphanede çalışmak zorunda bırakılacaktı. 

Öğretmen, öğrencilerin oturup kalkmasından duruş biçimlerine kadar birçok mevzuda onlara belirli kurallar koydu. Hatta bir öğrenci, öğretmenin kendilerinden dik durmalarını istemesinden sonrasında daha iyi nefes almaya başladığını ve derste daha etken olmaya başladığını dile getirdi. 

Derslik kuralları gittikçe askeri disipline dönmeye başladı. Örneğin öğrenciler, ikinci zili duyana kadar öğretmeni sessiz bir şekilde dinlemek zorundaydı. Veyahut sual sormak isteyen muhakkak izin almalı, izin almadan çıt bile çıkarmamalıydı.

Üçüncü dalga filmi

Jones, deneyin ertesi günü öğrencilerin, deneyi oldukça benimsediklerini ve değişik havalara girdiklerini görmüş oldu. Jones’a kalsa öğrencilerin bir çok bu deneye ”üniversiteye geçiş arifesinde notlarımız yükselsin” maksadıyla katılmıştı sadece işler {hiç de} öyleki değildi. 

Hatta Jones, deneyin yalnız bigün süreceğini, öğrencilerin deneyden sonraki gün her zamanki hallerine döneceklerini bile zannediyordu. ”Ummadık taş baş yarar” diye boşa dememişler, deneyin sonunu azca sonrasında okuduğunuzda hakkaten de içinizden bunu söyleyebilirsiniz.  

Deneyin ikinci aşamasında, Naziler’de olduğu benzer biçimde hususi bir selamlaşma tipi ortaya çıktı.

Öğrencilerin birbirlerine verdikleri selamın temsili görüntüsü

Deneyden sonraki gün öğrenciler, ”emret komutanım” der benzer biçimde bakarak sınıfta hocalarını bekliyordu. Jones sınıfa girip onları o şekilde görünce tahtaya ”disiplin yöntemiyle güç” yerine ”birlik yöntemiyle güç” yazdı.

Eski öğrencilerden ve bununla birlikte yönetmen olan Steve Coniglio selamlaşmayı gösteriyor

Jones sonrasında gençlere tıpkı Naziler’de olduğu benzer biçimde bir selamlama yöntemi öğretti. Hem sınıfta hem dışarıda birbirlerini gördüklerinde bu selamı vermelerini istedi hatta bunu mecburi kıldı. Bunun amacı birliği öğretmekti sözde.

Film: The Wave (2008)

Bu selamlama akımı, yavaş yavaş tüm okula yayıldı ve hepimiz bunu, üçüncü dalga olarak adlandırdı. The Wave filmimizde de bu selamlama şekli mevcut, izleyenler anımsar.

Gözlem oldukça uçuk bir hal aldı, öğrenciler arasından diğerlerini gözetlesinler diye derslik polisleri bile seçildi.

Holokost

Normalde gözlem ilk başladığında, sınıfta 30 şahıs vardı bu sebeple dersin kontenjanı bu kadardı. Fakat daha üçüncü günde bile dışarıdan gelen öğrencilerle beraber derslik mevcudu 43 kişiye ulaştı. Böylesi diktatörce bir deneye ”öğrenciler neden katılmak istediler?” anlaması mümkün değil. Çoğuna bu gözlem, bir oyun benzer biçimde geliyordu muhtemelen. 

Jones, seçkin koruyucular olarak adlandırdığı, üç kişiden oluşan bir gözetim ekibi oluşturmak istediğini söylemiş oldu. Bu kişiler seçilirken, tüm derslik gözlerini kapatı ve ellerini sıranın üstüne yerleştirdi.

Peşinden Jones gelip üç öğrencinin omzuna dokundu. Bu seçim aşaması bile tamamen tek bir kişinin inisiyatifinde gördüğünüz suretiyle. 

Gerçek görüntü

Derslik polisleri diğerlerini takip edip yanlış bir davranış yapmış olup yapmadıklarını Jones’a bildirmekle görevlilerdi. Ek olarak öğretmen, üç kişiden fazla insanoğlunun, bir araya gelip konuşmalarını da yasakladı. Ne alakaysa…

Jones kendisine ispiyonlanan kişileri sınıfın ortasına çıkarıyor ve suçlarını münakaşaya başlıyordu. Suçlu olduğu kabul edilen kişilerden, neden suçlu olmadıklarını da açıklamaları isteniyordu.

Diyelim tüm açıklamalarına karşın bu gençler suçlu bulunmuş oldu, o süre tüm derslik onları dışlıyordu. Bu gözlem öğrenciler içinde akran zorbalığı yaratıyordu aslen. Hatta öğretmen, gençlerin gözünü öyleki korkutmuştu ki kurallara uymamalarının sonuçlarının üniversiteye gidememek bulunduğunu bile söylüyordu. 

Öğrenciler kendilerini bu deneye oldukça kaptırmışlardı. Bazı öğrenciler, kendilerini Ron Jones’un bodyguard’ı falan zannediyorlardı.

Nazi almanya

Bigün bir öğrenci, Jones’u öğretmenler odasına kadar takip etti ve sonrasında başka bir öğretmen, o öğrenciyi kovdu. Bunun üstüne Jones, bu gözlem işinin gençlerin psikolojilerini yerle bir ettiğini düşünerek artık olayın gerçek yüzünü onlara göstermenin vaktiğinin geldiğine kanaat getirdi. 

Jones, öğrencilere Üçüncü Dalga adlı ulusal bir hareketin içinde olduklarını ve bunun oldukça hususi bulunduğunu söylemiş oldu. Öğrenciler bunu duyunca heyecandan çıldırmış gibilerdi. 

Film: The Wave (2008)

Öğretmen ertesi gün yanında bir tv getirip öğrencilere bu ulusal hareketin liderini göstereceğini söylemiş oldu. Sadece bu gün oldukça özeldi bu sebeple gençlerin, bu lidere bağlılık yemini edecekleri gündü ve yalnız deneye katılanlara özgüydü. Hatta sonrasında ”bu kadarı da denk gelir mi?” diyeceğiniz absürt bir gelişme oldu. 

Bir kereste şirketi ”Üçüncü Dalga Geliyor!” adıyla Time Magazine’de bir poster yayımladı. Bunu gören öğrenciler, öğretmenlerinin %100 hakikatı söylediğine artık eminlerdi. 

Hesaplaşma günü gelip çattığında ise göz yaşları sel oldu…

Adolf Hitler

Gençler, mitinge geldiklerinde ‘güç yöntemiyle disiplin’ sloganını atmaya başladı. Hatta yakınlardaki üç okuldan gelen 200’den fazla Üçüncü Dalga Hareketi üyesi olduğu görüldü. 

Saat 12:05’te Jones televisyonu açtı ve iki dakika süresince ekranda hiçbir şey gösterilmedi. Gençler, ekranda hiçbir şey göremeyince şaşırdı bu sebeple bir önder görüntüsü görmeyi bekliyorlardı. 

Adolf Hitler ve Nazi Partisi

Sonrasında Jones öğrencilere aslen bir liderin olmadığını, kendisinin en başından beri onları kandırıp manipüle ettiğini söylemiş oldu. Jones, gençlerin başka birinin hakimiyeti altına girme isteklerinin geldiği boyutun içler acısı bulunduğunu görmelerini istedi. Şundan dolayı bir çok, başka birinin disiplini altına girip o şahıs tarafınca denetim etmenin rahatlığına alışmıştı ve sırf bundan dolayı özgürlüklerinden vazgeçmişlerdi. 

Holokost (Yahudi Soykırımı)

Öğrencilerin bırakma özgürlükleri varken, deneyden vazgeçmemeleri Jones için eleştiri mevzusuydu. Bu yüzden onları ”bunu daha ne kadar devam ettirmeyi düşünüyordunuz?” diye imalı bir halde sorguladı.

Nürnberg Mitingi

Sonrasında öğretmen, öğrencilere Nazi partisinin düzenlemiş olduğu Nürnberg mitingini, toplama kamplarını ve Nazizm’in yükselişini içeren çeşitli görüntüler ve videolar gösterdi. Bir çok öğrenci bu tarz şeyleri izlerken bir taraftan ağlıyor bir taraftan ”biz neyin içine düştük bu şekilde” şaşkınlığını yaşıyordu.

Sözün aslı gençler, güç sevdasının ne kadar faşist boyutlara ulaşabileceğini böylece görmüş oldular. Peki siz ne düşünüyorsunuz?

İLGİLİ HABER

Yalnız ‘Marshmallow’ Kullanılarak Evlatların Sabrının Sınandığı, Sonuçlarıyla Ters Köşe Yaptıran Ruhsal Gözlem

İLGİLİ HABER

Bobo Bebek Deneyi: Çocuklarda Saldırgan Davranışları Besleyen Aslolan Sebep Ebeveynlerin Ta Kendisi mi?

İLGİLİ HABER

Katılımcıları Travmadan Travmaya Sürükleyen ‘Evrensel Yüz İfadeleri’ Deneyi



İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Sitedeki içerikleri görüntülemek için lütfen reklam engelleyiciyi kapatın veya bu site için izin verin.