DÜNYA

El Yıkamanın Önemini Keşfeden Ignaz Semmelweis’ın Hikayesi

[ad_1]

Yaşam kurtaran bir alışkanlık olan el yıkamanın önemine dikkat çekmek için oldukça çabalayan fakat kendisini dinletemeyen Ignaz Semmelweis’in yaşamının detaylarına iniyoruz.

Ellerinizi günde kaç kez yıkarsınız? Muhtemelen COVID-19 salgını patlak verdiğinden beri bu miktar bir fazlaca artmıştır.  Pandemi olmasa bile esasen el temizliği başta olmak suretiyle hijyenin kültürel bir standart olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Peki el yıkamanın önemi tarihte ilk ne süre ve kim tarafınca anlaşılmıştı?

Bunun için muhtemelen pek oldukça değişik cevap var, sadece hikayesi ile bugün bakacağımız isim Ignaz Semmelweis.

1800’lü yıllarda bir doğum doktoru olmak ve evlatları yaşatmak… Ignaz Semmelweis kimdir?

ignaz Semmelweis

Tam adıyla Ignaz Philipp Semmelweis, Avusturya-Macaristanlı bir bilimci ve doktordu. 1818’de doğan Semmelweis’in ailesi Almanya kökenliydi. 1837 yılının sonbaharında Viyana Üniversitesi’nde hukuk okumaya başlamış olan Semmelweis, bir sonraki yıl bugün bilmediğimiz bazı sebeplerden dolayı tıp kısmına geçiş yapmış oldu. İyi ki de yapmış oldu… 1844’te tabip olarak göreve başlamış olan kahramanımız, dahiliyeci olarak yetişim imkanı bulamayınca doğum bilimi alanında uzmanlaşmaya karar verdi. İyi ki de verdi…

Semmelweis 1846’da Viyana General Hastanesi’nde doğum bilimi kliniğinde asistan olarak göreve başladı. Görevleri, her sabah hastaları yoklamak, sıkıntılı doğumlarda nezaret yapmak, departmandaki öğrencileri eğitmek ve kayıtları not etmekti.

O zamanlar Avrupa’nın dört bir yanında gayrimeşru bebekleri öldürme suçuyla baş edebilmek için doğumla ilgili tesisler kurulmuştu. Tamamen parasız hizmet veren bu kuruluşlar, bebeklerin korunmasını sağlıyordu. Parasız hizmetlerin karşılığı olarak da anneler, doktorların ve ebelerin eğitiminde denek olarak kullanılıyorlardı.

O dönemde hastanede iki doğum kliniği vardı. Kliniklerden birinde doğum esnasında anne ölüm oranı yüzde 10 civarındaydı;

el yıkama

Öteki klinikte ise yüzde 4 civarında… Bu durum hastane haricinde da biliniyordu. İki klinik değişik günlerde doğum kabul ediyordu sadece doğuma gelen hanımefendiler ölüm oranının düşük olduğu kliniğe kabul edilmek için adeta yalvarıyordu. Durum o denli vahimdi ki hanımefendiler, ilk kliniğe alınmamak için dizlerinin üzerine çöküp yalvarıyorlardı.

Bazı hanımefendiler hastaneye giderken ansızın doğum yapmaları gerekiyormuş benzer biçimde sokaklarda doğurmaya bile başlamıştı! Sokakta doğum yapsalar bile arkasından bebek bakım hizmetlerinden faydalanabiliyorlardı. Semmelweis’ın görevlerinden birinin de kayıt tutmak bulunduğunu başlangıçta söylemiştik. Verileri inceleyen Semmelweis, sokakta doğum meydana getiren hanımefendiler içinde lohusa hummasının (albastı) pek görülmediğini fark etmişti.

Batıl inançlara karşı bilimsel yaklaşım geliştirdi, sadece bunun da cezası vardı:

batıl inanç

Semmelweis’in zamanında artık doktorlar ve tıp çalışanları hastalıkları fena ruhlara, şeytana yormak benzer biçimde benzer biçimde batıl inançlardan kurtulmuş olduğu için hastalıkların olası tıbbi sebeplerine odaklanılıyordu. Ek olarak otopsilerin yaygınlaşması ve doktorların veri odaklı çalışmaya merak salması da bu döneme denk geliyordu. Yaşamış olduğu dönemde çağıl bir tabip olan Ignaz Semmelweis de bu ilkelerle çalmış olduğu için (bilhassa de hastanede olan) bazı doğumlarda niçin lohusa hummasının daha yaygın bulunduğunu bilmek istedi.

Olayların detayına inmek için çalmış olduğu hastanedeki her iki klinikte de gözlemlere başladı. Kliniklerden birinde çalışanların tamamı adam doktorlar ve tıp öğrencileri; diğerinde ise tamamen ebelerdi. Her iki klinikte de ölüm oranlarını inceleyen Semmelweis, adam doktorların ve tıp öğrencilerinin olduğu klinikte ölüm oranlarının daha yüksek bulunduğunu kaydetti.

Doğum meydana getiren annelerin yaşamını kurtaracak bir bulgu yapmıştı:

ignaz el yıkama

İki klinik arasındaki en büyük fark; ebelerin çalmış olduğu klinikte anne adaylarının yan yatarak; diğerinde ise sırt üstü doğum yapmalarıydı. Sadece emek harcamalar sonucunda bu iki değişik yöntemin lohusa hummasına tesiri görülmedi. Lohusa hummasından biri öldüğünde rahip kliniğe gelip o kişinin yatağının yanında zil çalıyordu. Semmelweis, rahibin yapmış olduğu uygulamanın yeni doğum yapmış öteki hanımefendileri ürküttüğü, ateşlerinin çıkmasına sebep olduğu, hastalandırdığı ve sonunda ölümlerine sebep bulunduğunu sandı. Kulağa birazcık alakasız geliyor değil mi? Aslına bakarsan öyleki…

Rahibin uygulamayı çan çalmadan yapmasını rica edince Semmelweis teorisinin yanlış bulunduğunu görmüş oldu. İşin içinden çıkamayınca hastaneden birazcık uzaklaşıp Venedik’e doğru yol aldı. Birazcık kafa dinleyip sanatın dinlendirici tesirini tatmak istedi. Hastaneye döndüğünde Semmelweis’ı bekleyen bazı mühim ve üzücü haberler vardı. Yokluğunda emek verme arkadaşlarından bir patolog hastalanıp ölmüştü.

Üstelik bu durum patologlar içinde oldukça yaygındı. Semmelweis’in iş arkadaşı da lohusa hummasından ölen bir kadının otopsisi esnasında parmağına iğne batmış olduğu için hastalanıp ölmüştü. Böylece Semmelweis lohusa hummasının bir tek doğum meydana getiren bayanların ölümüne sebep olmadığını, hastane çalışanlarına bulaşıp onları da öldürebildiğini anlamış oldu. Patologun Semmelweis, arkadaşının otopsi meydana getirilen kişiyle aynı emareleri gösterip vefat ettiğini fark etti. Bunu anlasa da Semmelweis’ın aklındaki ilk sual olan “Niçin adam doktorların çalmış olduğu klinikteki ölüme oranları ebelerin çalmış olduğu kliniktekine gore dah emarelerini inceleyena fazla?” hala cevaplanmış değildi.

Yaşanmış olan ölümlerin arkasından doktorların hatalı uyguladıkları hijyen kuralları çıktı… Sadece doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlardı:

ıgnaz

İki klinik arasındaki öteki farkı düşünen Semmelweis, doktorların klinikte otopsi yaptığını; ebelerin yapmadığını buldu. Semmelweis, otopsi esnasında kadavralara dokunan doktorların minik zerrecikleri doğum yaptırdıkları anne adaylarına taşıdığına; bayanların hasta olmalarına ve ölümlerine sebep olduklarını fark etti.

Hipotezinin doğru olup olmadığını idrak etmek için çalışanların otopsinin arkasından ellerini bir tek sabunla değil klor çözeltisiyle yıkamalarını istedi. Bugün hepimizin bilmiş olduğu suretiyle klor en kuvvetli dezenfektanlardan biri. Sadece Semmelweis bu sonucu aldığında mikroplar hakkında hiçbir şey bilmiyordu. Kloru seçmesinin sebebi, kadavra zerreciklerinin elde bıraktığı kokuyu gidermenin en iyi yolunun klor bulunduğunu düşünmesiydi.

Bu uygulamanın arkasından nihayet lohusa humması oranlarının ciddi şekilde azaldığı görüldü. Semmelweis’ın keşfettiği şey günümüz dünyasında, bilhassa de salgınla beraber önemi katbekat daha iyi anlaşılan bir gerçekti. El yıkamak, halk sağlığını koruma çabasındaki en kuvvetli silahlardan biri. Ee Semmelweis problemi çözünce hepimiz rahat bir nefes alıp deli benzer biçimde sevinmiştir diye düşünüyor insan sadece biliyorsunuz ki ki doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar

Her şeyden ilkin Semmelweis’ın hipotezi, otopsi meydana getiren doktorlar anne adaylarına lohusa humması bulaştırıp ölümlerine sebep olmuş benzer biçimde gösteriyordu. Bir düşünün, ne büyük bir vebal… Bir de Semmelweis birazcık fevri biriydi. Fikrine katılmayanları direkt karşısına almış olduğu için bir miktar düşman edinmişti. Bir süre sonrasında doktorlar Semmelweis’ın söylediği şekilde ellerini klorla yıkamayı bıraktı ve Semmelweis işinden oldu.

Akıl sağlığını kaybederek akıl hastanesine yattı… Çözmeye çalmış olduğu hastalık sebebiyle yaşamını yitirdi:

hastane

Arkasından Semmelweis Avrupa’nın öteki yerlerindeki doktorları ellerini klorla yıkama mevzusunda ikna etmeye çabaladı sadece gene dinleyen olmadı. Seneler geçtikçe Semmelweis’in sabrı tükenmeye ve giderek garipleşmeye başladı. Hatta frenginin sebep olduğu bir akıl hastalığına yakalandığı bile söyleniyor. Maalesef 1865 senesinde daha 47 yaşlarındayken Ignaz Semmelweis akıl hastanesine yatmak mecburiyetinde bırakıldı…

Hikayenin en üzücü taraflarından biri, Semmelweis’in muhtemelen hastanede sertlik görmesi ve kan zehirlenmesi sebebiyle yaşamını orada kaybetmesi… Temelde bakınca, Semmelweis’ın vefatına sebep olan şey kahramanımızın annelerin lohusa hummasından yaşamını kaybetmesini engellemek için uğruna harp verdiğiyle aynı hastalık. 

Haberimize son vermeden ilkin ilgilisi için bir de kısa film önerisi yapalım. 2001 senesinde çıkan Polonya yapımı Semmelweis adlı kısa film, Ignaz Semmelweis’ın ağlatısal öyküsünü ele alıyor. Bilhassa de 2021 senesinde gerçek anlamda dirimsel ehemmiyet taşıyan el yıkama alışkanlığının önemini bizlere armağan etmiş olduğu için Ignaz Semmelweis’a ne kadar teşekkür etsek azca…

Semmelwels’in öyküsünü özetleyen kısa film:



[ad_2]

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Please allow ads on our site

Looks like you're using an ad blocker. We rely on advertising to help fund our site.